1 Temmuz Yaz Buluşması Konuşması

Bu Makale:04/07/2012 tarihinde eklendi. Paylaş

İMH Yönetim Kurulu Başkanı İlhan YÜRÜKÇÜ Geleneksel Kır Gezisinde Anlamlı Bir Konuşma Yaptı.

Bismillahirrahmanirrahim.

Çok Kıymetli Kardeşlerim.

Saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, sevgili çocuklar.

Hepinizi İnsan ve Medeniyet Hareketi adına saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. 

Hareketimizin en geniş katılımlı organizasyonu olan geleneksel yaz buluşmasında bir araya gelmiş olmaktan büyük bir memnuniyet duymaktayız. Geçtiğimiz yıl olumsuz hava şartları nedeniyle programımızı iptal etmek durumunda kalmıştık. Ancak, bugün Rabbimize sonsuz kere hamd olsun, güzel bir atmosferde, güzel bir ortamda, hepsi birbirinden güzel ve bir o kadar da değerli kardeşlerimizle, sizlerle hep birlikteyiz. Bu birlikteliğimizin berekete, muhabbete, gönül hoşnutluğuna vesile olması, bir olma, birlik olma azmimize güç katması en büyük arzumuzdur.
 

Saygıdeğer Kardeşlerim.

Uzun soluklu bir yürüyüşün bir dönemine, hep birlikte şahitlik ettik, etmekteyiz. 71 muhtırasından itibaren bu hareketin öncüleri toplum olarak yaşadığımız sosyal kırılmalardan en üst mertebede etkilenmiş ve bedel ödemişlerdir. Müslüman olmanın ve bir davaya gönül vermenin gerek ve sorumlulukları her neyse, azim ve kararlılıkla yerine getirilmiş, harekette bir inkıta ve kırılma olmaksızın davet bayrağı, bizlere kadar ulaşmıştır. Şu anda bayrak bizdedir, sorumluluk bizdedir. Harekete gönül verenler olarak bizlere düşen, üzerimizdeki ağır sorumluluğun evvela farkında olmak ve bu sorumluluğun gereğini hakkıyla yerine getirmektir. Topyekûn ortaya konulan büyük ve özverili gayrette asıl önemli olan husus, bize düşen görevin büyüklüğü ve mahiyetinden ziyade, layıkıyla yerine getirilip getirilmemesidir. Bir zincirin mukavemeti en zayıf halkası kadardır. Kolektif bir başarı için her birimize düşen görevin yerine getirilmesinde bir zafiyet yaşamamalıyız. Her birimiz yaptığımız işe bir değer katmalı ve bulunduğu noktadan daha yukarılara çıkarmak için gayret göstermelidir. Öyle güzel işler yapmalıyız ki başka hiçbir kardeşimiz ardımızdan ihmal ettiğimiz ve eksik bıraktığımız alanları tamamlamak zorunda kalmasın. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki Allah için ortaya konan gayretlerde oluşan her boşluk ve elleri taşın altına koymaktan imtina ediş veya bir başkası yapar mülahazasıyla yüz çevirme, bir başka kardeşimizin üzerine düşen yük miktarında artış olarak geri dönmektedir. Bu durum bazı kardeşlerimizi çok fazla yıpratmakta ve türlü başka sıkıntılara yol açmaktadır. Bu hususta elimizden gelen her ne ise Allah rızası için yerine getirmek mecburiyetindeyiz. 
 

Hepiniz; İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun farklı illerinde son derece önemli hizmetler ortaya koyuyorsunuz. Bazen sizler devamlı benzer hizmetlerle meşgul olduğunuz için, yaptığınız işlerin ne denli önemli olduğunu kaçırıyor olabilirsiniz. Ancak tabloya biraz yukardan bakılırsa emsalleriniz kendi gündelik işleriyle, aile ve maişet derdiyle iştigal ettiği halde sizler kendi vaktinizden, ailenizin hakkından ve helal kazançlarınızdan feragat ederek sırf Allah rızası için güzel işler ortaya koyuyorsunuz. Aynı camianın, aynı ortak idealin, aynı yüce gayenin gönüllüleri olarak bizlerden beklenen kulluk vazifesi boynumuzda bir borçtur. Süreklilik ve istikrar hayır ve hikmet kapılarının önümüzde birer birer açılmasına inşallah en büyük vesile olacaktır. 
 

Kardeşlerim! İnşallah Allah adına çıktığımız bu zorlu yolculuktan alnımızın akıyla çıkabilmek ve verilebilir bir hesapla rabbimizin huzurunda durabilmek adına, birbirimize yardımcı olmalı ve zayıf düştüğümüz noktada bir kardeşimizin desteğini hep yanımızda hissetmeliyiz. Birbirimizin cennetine vesile olmalı ve gıyaben birbirimizin cenneti için dua etmeliyiz. İnsan unsurunun olduğu her yerde görülebilecek problemli davranışları kendi kardeşlik meclislerimizden alabildiğine uzak tutmalıyız. İşlerimizde, başarının ve bereketin olması adına rabbimizin rahmet nazarıyla bakmayacağı söz ve eylemlerden uzak durmalıyız. Özellikle davet yolunda bazı kardeşlerimizin hal, tutum ve davranışları kendisinin gıyabında asla bir tartışma konusu haline getirmemeli ve kardeşlerimizin yüzüne söyleyemeyeceğimiz ve söylesek üzüleceğini bildiğimiz sözleri gıyabında asla söylememeliyiz. Özellikle kardeşliğimizin yara almaması adına, türlü türlü zanlar içinde vehimler üretmemeli, meselelerimize hep pozitif ve hüsnü zanla yaklaşmaya gayret etmeliyiz. Bu noktada bireysel zaaflarımız varsa bunu cemaate, ümmete mal etmeden kendi içimizde tedavi etmenin yollarını aramalı ve münferit anlamda bu zaafların evirilerek camianın zaafları haline gelmesine sebep olmamalıyız. Eminlik sıfatı bizim olmazsa olmazımızdandır. Herkes; ama herkes bizim elimizden ve dilimizden emin olmalıdır.
 

Kardeşlerim! 

Şunu çok iyi bilmelisiniz ki İnsan ve Medeniyet Hareketi kendi başına bir değer, bir kıymet değildir. Sizlerin varlığı, katkısı, sizlerin adanmışlığı ve fedakârlıklarıyla bu günlere kadar gelmiş ve gelecekte de yine varlığını sürdürecekse, sizlerin sayesinde olacaktır. Ancak hareketin ömrünün sizin ömrünüzle sınırlanmaması ve tarihi misyonumuzun yine yıllar sonra devam edebilmesi için genç gönüllere, genç gönüllülere ihtiyacımız vardır. Hareketin sürekliliğinin sağlanması ve topluma en temelden rengimizin verilmesindeki en önemli hareket sahası, gençlik çalışmalardır. Üstat Necip Fazıl nesil sancısını: “Tohum derdinde olmayan ağaç odundur” diyerek ifadelendiriyor. Neticede bu bir bayrak yarışıdır ve gerek vazifenin devir vakti geldiğinde, gerekse ömür hitama erdiğinde sorumluluğu en iyi şekilde yüklenecek ve bu yüce sevdayı ötelere taşıyacak nesillere ihtiyacımız vardır. Başta kendi çocuklarımızın eğitimi olmak üzere bulunduğumuz zeminlerde gençlik adına yapılan tüm çalışmalara özel bir önem vermeliyiz. “Fırtınalı dönemler karakteri geliştirir; sakin dönemler ise yetenekleri geliştirir” gençlik eğitiminin boşluksuz olmasına ve ehil kimseler marifetiyle yapılmasına dikkat etmeliyiz. Gençliğimizin istidatlarına, akli ve fizyolojik gelişmelerine paralel bir şekilde, eğitimin seviyelendirilmesine özen göstermeliyiz. Bu hususta eğitim birimimizle devamlı koordine halinde olmalı ve gençlik eğitimcilerinin yetiştirilmesinde de eğitim birimimizin rehberliğine danışılmalıdır. Bu konular ile ilgili sistemimiz, modelimiz ve müfredatımız açık ve net bir şekilde ortadır. Lütfen bize güvenin.
 

Kardeşlerim!

Ülke olarak, ümmet olarak çok yoğun bir süreçten geçiyoruz. Hafta geçmiyor ki ülkemizi ve yakın coğrafyamızı yakından ilgilendiren önemli bir hadiseyle karşılaşmamış olalım. İslam’ın onurunu hiç kimseye çiğnetmeyecek bir siyaset, insan ve medeniyet hareketinin önemli bir sorumluluğundur. Belki çok yakın gelecekte çok ciddi tarihi kırılmaların yaşandığı, güç dengelerinin yeniden paylaşıldığı ve belki de ulus devlet tezinin çöküşün hep birlikte göreceğiz. İşte bu zamanlarda ayakta kalabilen tarihin misyonunu tüketemediği güçlü yapıların, sözlerinin ve eylemlerinin tesiri olacaktır. Hareketimizin tarihi seyri hem bu gün hem de gelecekte daha güçlü bir pozisyon alma noktasında önümüzü açmaktadır. Her birimize düşen görev tarihin altında ezilmeden, tarihi bir binek misali omuzlarında ötelere doğru hamle yapmaktır. Bu hamle hem zorluk hem de bolluk zamanlarında doğru pozisyon alarak yapılabilir. Takdir edersiniz ki bu iş niteliksiz insanların eliyle tesadüfen olabilecek bir iş değildir. Bu bağlamda her birimizin kendisini geliştirmesi, gündeme kayıtsız kalmaması, meselelere himmetle ve ferasetle yaklaşarak kendi yakın çevresinden başlayarak topluma rehberlik edebilmesi gerekmektedir. İnsanın kendini olduğundan büyük görmesi kadar olduğundan küçük görmesi de o denli büyük bir problemdir. Bu sebeple sizlerden istirhamımı odur ki; sınırlarımızın farkında olalım ve boyumuzdan büyük işlere girmemek kadar boyumuzdan küçük işlerle de meşgul olmayalım. Kendi dünyamız ve nefsimiz adına belki beklentisiz olabiliriz; ancak bu iş Allah’ın işidir ve bu işte beklentisiz, azimsiz olma lüksümüz de yoktur. “Hel min Mezid” şuuruyla Allah adına daha fazlasına talip olmalı ve bu hususta azami gayretli olmalıyız. “Kişiye ancak çalıştığının karşılığı vardır” Sizlere bahsettiğim bir hayal değil kardeşlerim. Sizleri motive etme adına da söylemiyorum tüm bunları. Sizler adına, bu hareket adına böyle bir hüsn-ü zannım var. Ve tarihin bize yakın gelecekte önemli bir misyon yükleyeceğini ve bunun için hazırlıklı olmamız gerektiğini ifade ediyorum. 
 

Sorumluluk bir ibadettir. Sorumluluk hissetmeyen her zaman erozyona muhataptır. İnsan büyüdüğü yerin aşinasıdır. Dostlarını, kardeşlerini, eşlerini bu büyüdüğü ortamda edinir. Bu ortama sahip çıkalım ve sonraki kuşaklara daha güzel bir ortam bırakalım.
 

Medeniyet mimarları olarak, nezaket ve ahlak listemizde, uygulama dışında bıraktığımız güzellikleri yeniden donanalım. 

Dünya değişti. Bölge değişti. Ortadoğu dengeleri değişti ve tabi ki Türkiye de değişti. Türkiye’nin son on yılda almış olduğu mesafe, cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir değişikliğe yol açmıştır. Bu değişikliklerle beraber ortaya çıkan imkân ve zeminleri, Allah’ın rızasını celbedecek bir topluluk için, bir fırsat bilip üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. 
 

Muhterem Kardeşlerim,

İçinde bulunduğumuz mübarek üç ayların ve önümüzdeki beraat gecesinin hepimizin beraatına vesile olması dileklerimle Allah’a emanet olunuz. 

Esselamün Aleyküm Ve Rahmetullah…