İmh'de Anadolu Buluşması Yoğun Tempoda Gerçekleşti

Bu Haber: 2226 kez okundu.09/07/2012 tarihinde eklendi. Paylaş
Anadolu Buluşmasının ikinci gün toplantıları Erzurum’dan gelen Hasan OKUMUŞ’un Kur’an tilaveti ile başladı. Kur’an tilavetinin ardından Anadolu Koordinatörü Orhan ÇOKÇA misafirlere kısa bir hoş geldiniz konuşması yaptı. Orhan ÇOKÇA ikinci Anadolu buluşmasının genel amaçlarını kısaca özetledikten sonra kürsüye İnsan ve Medeniyet Hareketi teşkilatlanma komisyonu başkanı Muhammed Fesih KAYA’yı davet etti.

Anadolu Buluşması Sona Erdi.
Anadolu Buluşmasının ikinci gün toplantıları Erzurum’dan gelen Hasan OKUMUŞ’un Kur’an tilaveti ile başladı. Kur’an tilavetinin ardından Anadolu Koordinatörü Orhan ÇOKÇA misafirlere kısa bir hoş geldiniz konuşması yaptı. Orhan ÇOKÇA ikinci Anadolu buluşmasının genel amaçlarını kısaca özetledikten sonra kürsüye İnsan ve Medeniyet Hareketi teşkilatlanma komisyonu başkanı Muhammed Fesih KAYA’yı davet etti.


 
Ameller Ancak Niyetlere Göredir.
M. Fesih KAYA konuşmasına peygamber efendimizin (s.a.v) bir hadisi ile başladı. “Ameller ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir”


 
Teşkilatlanma Çalışmalarımız Hepimizin Gayretlerine Nitelik Kazandırmayı Amaçlıyor. 
M. Fesih KAYA konuşmasını bu hadisi şerifin şerhi üzerine bina ederek şu meyanda sözler sarfetti: “Ameller niyetlere göredir. Niyet ise bizim kalbimizden geçenlerdir. Allah (c.c) bizim niyetlerimize bakarak bize yardım edecektir. Bizim niyetlerimiz ne kadar halis ise Allah (c.c) bize o kadar yardım edecektir. Burada bir araya gelen topluluk salih bir niyet taşıyor. O’nun dinine daha çok hizmet edebilmek, O’nun yolunda takva ekseninde toplum inşa etmenin niyetini taşıyor. Bu niyete vasıl olabilmek için gecesini gündüzüne katarak gayret ediyor. Bu niyet üzere 30 yıl küsur sene önce bir araya gelen bu güzide topluluğun gayretleri Allah’a (c.c) şükür hiç kesintiye uğramadı. Kimi zaman zayıfladığı zamanlar olsa da hamdolsun hiç kesintiye uğramadı. Bu birlikteliği bizler bir vücudun azaları gibi görüyoruz. İstanbul’da, Anadolu’da ve yurt dışında aynı hedefi güden insanlar olarak ortak hassasiyetlerle çalışmalarımızı planlamalıyız. İşte tam burada teşkilatlanma komisyonumuzun önemi ortaya çıkmaktadır. Teşkilatlanma çalışmalarımız her birimizin gayretlerine uyum içinde nitelik kazandırmayı amaç ediniyor. Elbette her birimizin yaşadığı bölgeye göre iş tutuş tarzında bazı farklılıklar olacaktır; ancak temel meselelerde hepimizin aynı duruşu göstermesi önem arz ediyor.


 
Birbirimize İtibar Kazandıracak Faaliyetler Yapmayı Arzu Ediyoruz.
Teşkilatlanma mantığımızı ifade ederken ne geleneksel dönemin katı hiyerarşisini ne de modern dönemlerin sınırsız özgürlük anlayışını referans alıyoruz. Hepimizin ortak bir hedef doğrultusunda kendi şartlarını da göz önünde bulundurarak aynı kökten gelen bir ağacın dalları gibi hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bizim teşkilatlanma mantığımız buna dayanıyor. Bu tür toplantıları düzenlerken temel meselelerde ortak bir bakış açısına ulaşmayı gaye ediniyoruz. Anadolu’da gayret gösteren kurumlarımızın bir an öce genel merkezle bütünleşerek ortak bir hukuk çerçevesinde hareket etmelerini istiyoruz. Hepimizin ortak aklı ile kurumlarımıza itibar kazandıracak faaliyetler gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz.



Hepimizin Ortak Aklı Sonucunda Oluşan Kararlar Almayı Önemsiyoruz.
Şüpheci, bir birinin hassasiyetlerini eleştiri konusu yapan, her önümüze gelenle yol yürümek istemiyoruz. Birbirinin eksiğini kapatan, kimi yerde birbirini Allah (c.c) rızası için düzelten, düştüğü yerden kaldıran, toplumumuzu takva ekseninde ihya eden çalışmalara el veren insanlarla yol yürümek istiyoruz. İçinde yaşadığımız toprakları sadece İstanbul’da yapılacak faaliyetler değiştiremeyecektir. Anadolu’nun da bu işe destek vermesi çok önem arz ediyor. Bizler geleneksel bir tarikat mantığı ile hareket etmiyoruz. Tek bir efendinin görüşlerini referans alarak yol yürümüyoruz. Hepimizin ortak aklı sonucunda oluşan kararlarla yolumuza devam etmek istiyoruz. İstişareyi çok önemsiyoruz bu anlamda görüşlerini meşru çerçeveler içinde ifade eden her bir kardeşimizin fikirleri bizim için çok önemlidir.



İtikadi Sorunu Olmayan, Yönünü Kıbleye Dönen Herkes Kardeşimizdir.
Bizim dışımızda aynı dertlerle hareket eden farklı camialara bakış açımızı dile getirirken şunu ifade etmek isterim ki itikadı sorunu olmayan, yönünü kıbleye dönen herkesi kardeşimiz olarak görüyoruz. Kendimizi büyük ümmet ailesinin anlamlı bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Diğer camialarla hayırlı işlerde yarışacak, kimi zaman birbirimize destek vererek hayrı çoğaltacak ameller işlemeyi arzu ediyoruz. Bu gün burada Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinden gelen kardeşlerime tekrar hoş geldiniz diyor, rabbimden gayretlerinizi dergah-ı izzetinde ziyadeleştirmesini niyaz ediyorum.”
 

 
Geçmişten Getirdiğimiz Tecrübelerin Işığında Nitelikli Çalışmalar Yapmak İstiyoruz.
Muhammed Fesih KAYA’nın konuşmasının ardından İnsan ve Medeniyet Hareketi genel başkanı İlhan YÜRÜKÇÜ söz aldı. YÜRÜKÇÜ, hareketin isim sürecinin gelişiminden bahsetti. MTTB, Akıncılar, Rahmet, Müslüman Gençlik gibi adlandırmaların ardından 2004-2006 yılları arasında ciddi bir istişare sürecinden sonra İnsan ve Medeniyet Hareketi ismi ile hareket ettiklerini söyledi. Yeni isimle geçmişten getirdiğimiz tecrübelerin ışığında nitelikli çalışmalar ortaya koymak istediklerini ifade etti.


 
Ortaya Koyduğumuz Her Çalışma Ortak Bir Medeniyet Havuzunu Beslemelidir.
İlhan YÜRÜKÇÜ konuşmasına şu meyanda sözlerle devam etti: “Kendi kültürel değerlerimize sahip çıkmamız ve onları kendi medeniyet anlayışımızla ihya etmemiz gerekiyor. Klasik İslam sanatları başta olmak üzere mimari, müzik, sinema gibi sanat dallarında nitelikli ürünler ortaya koymalıyız. Unutulmamalıdır ki bir medeniyeti oluşturan unsurların temelinde sanat inkâr edilemez bir yere sahiptir. Gayretlerimizin siyasi bir yönü mutlaka olmalı ancak salt manada siyaset yapmak için çalışma yapmamalıyız. Faaliyetlerimizin temel felsefesi kendini büyük İslam medeniyet ailesinin bir parçası olarak görerek bu büyük aileye değer kazandırma gayreti olmalıdır. Ortaya koyduğumuz her çalışma ortak bir medeniyet havuzunu beslemelidir. İşini bilen, işini iyi yapan, yaptığı işle itibar kazanan ve cazibe merkezi olan bir topluluk olmak istiyoruz. Müslümanların kültürel, ahlaki gelişimlerine katkı sağlamak için görev almak istiyoruz. Çalışmalarımıza ilke ve esaslarımızdan taviz vermeden yıkıcı değil yapıcı bir üslupla devam etmeliyiz. Her birimizin ortaya koyduğu gayretlerin medeniyetimizi ihya etmek için önemli bir kilometre taşı olduğu bilinci ile hareket etmeliyiz. Kendini Müslüman olarak adlandıran ve İslam davasını kendine şiar edinen herkes hatası ve sevabı ile bizim kardeşimizdir.


 
Hizmetlerimizin Temel Felsefesini Kulluk Bilinci Oluşturmalıdır. 
Faaliyetlerimizde açıklık, şeffaflık ve denetlenebilirlilik temel ilkelerimizdendir. Toplumsal meşruiyeti önemsiyoruz. Yerel ve evrensel değerleri önemseyen, toplumsal meşruiyeti dikkate alan bir anlayışı benimsiyoruz. Eğitim-öğretim meselesi bizim özel olarak önem verdiğimiz bir konudur. Bu anlamda eğitim komisyonunun çalışmalarını daha nitelikli hale getirmek için İnsan Vakfını bir eğitim akademisi haline getirme çalışmalarımız hızla sürüyor. Biz inanıyoruz ki toplumu takva ekseninde dönüştürme işi; ancak ciddi bir eğitim süreci sonunda gerçekleşebilir. Kurumlarımızda temsil kabiliyeti yüksek, kültür ve ahlakı ile örnek kişileri istihdam etmeliyiz. İşlerimizde gönüllülük anlayışı esas alınmalıdır. Profesyonellik sadece iş tutuşumuzun pratik yansıması olarak anlaşılmalıdır. Kurumlarımızda gerçekleşen hizmetlerin temel felsefesini ibadet bilinci oluşturmalıdır. Yaptığımız her işi en nihayetinde Allah’ın (c.c) rızasına mazhar olabilmek için yapmalıyız. Fedakarlık konusunda birbirimizle yarışmalıyız. Gönülden iş yapma anlayışını aramızda yaygınlaştırmalıyız.
 


Hedefler Koyarken Realiteyi Göz Ardı Eden Maceralara Girmeyeceğiz.
İstanbul’da 37 adet kurumumuzla 80-100 bin kişiye hitap ediyoruz. Bu rakam 15 milyonluk bir şehirde çok az bir rakama tekabül ediyor. Teşkilatlanma komisyonumuz yeni atılımlarla daha fazla hedef kitleye ulaşacak şekilde gayretlerine devam etmelidir. Teşkilatlanma olarak nitelikli büyümeyi sağlayabilmek için yeni kurumların oluşturulmasına önem vereceğiz. Büyürken niteliksel büyümeyi esas ilke olarak belirleyip nitelikli bir niceliğe ulaşmak için gayret edeceğiz. İş tutarken içeriden ve dışardan gelen yapıcı telkin ve eleştirilere açık olacağız. Hedefler koyarken realiteyi göz ardı eden hayalperest maceralara girmeyeceğiz.


 
Kurumlarımıza İlim Sahibi, Akademisyenleri Davet Etmeliyiz. 
Kurumlarımıza bağlı özel yurtlar, okullar kurma gayretini çok önemsiyoruz. Bunun ilk nüvesi olan Mutlu Şirinler Anaokulunun çok güzel sonuçlar verdiğini gördük. İnşallah daha güzel hayır kapılarının açılması için daha çok gayret göstereceğiz. Kurumlarımızda ilim sahiplerini, akademisyenleri, kültür sanat erbaplarını misafir etmeliyiz. Nitelikli insanlardan istifade ederken karşılıklı etkileşimin önemini unutmamız gerekiyor. Genel merkezimizde minyatür, hat, tezhip, kat’ı, mozaik atölyelerimiz çalışmalarına devam ediyor. İlerleyen zamanlarda bu atölyelerden tüm Türkiye’ye örnek olacak eserler çıkacağına inanıyorum. Yeni oluşan yönetim kurulu ile üç yıllık bir planlama yaptık. Bu planlama ile başlıca eğitim, teşkilat, gençlik, maliye, sosyal işler, düşünce ve kültür sanat komisyonlarının önüne bazı hedefler konuldu. Komisyonlarda görev alan kardeşlerimiz bu hedefleri gerçekleştirebilmek için canhıraş gayret ediyorlar. Kendilerine rabbimin güç kuvvet vermesini, amellerini bereketlendirmesini diliyorum. Üç gün sürecek olan Anadolu Buluşmasının hepimiz için hayırlar getirmesini yüce rabbimden diliyorum.”


 
Mehmet GÜNEY, Hareketin Sürekliliğine Vurgu Yaptı.
İlhan YÜRÜKÇÜ’nün yaptığı konuşmanın ardından öğle namazı ve yemek için ara verildi. Öğle arasından sonra İnsan ve Medeniyet Hareketi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mehmet GÜNEY misafirlere hitap etti. Mehmet GÜNEY, İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin geçmişini, bu gününü ve yarın hedeflerini anlattı. Mehmet GÜNEY, hareketin sürekliliğine vurgu yaptı. Osmanlıdan sonra kurulan cumhuriyetle birlikte toplumun kültürel kodlarına yabancı bazı değişikliklerin yapılmak istendiğini ifade etti. Bu topraklarda sanki her şeyin 1923’te başlamış gibi gösterilerek daha önceki kültürel mirasın toptan reddedildiğini ifade etti. Fakat yıllar sonra bu anlayışın bu topraklarda maya tutmadığının görüldüğünü söyledi.
 


Geçmişte Bu Topraklarda Ezanın Türkçe Okutulduğu Günler Oldu.
Mehmet GÜNEY konuşmasına şu meyanda sözlerle devam etti: “Bir topluluğun geçmişi ne kadar güçlü olursa, geçmişte üzerine bastığı zemin ne kadar sağlam olursa yapacağı işler o kadar kıymetli ve itibarlı olur. Cumhuriyetle başlayan reddi miras bu topraklarda maya tutmadı elhamdülillah ve toplum yeniden kendine çıkış yolları bulmasını bildi. Geçmişte bu topraklarda ezanın Türkçe okutulduğu, hacca gitmenin engellendiği, insanların cenaze namazlarını kıldıracak imam bulamadığı dönemler yaşandı. Bu dönemlerde toplum geçmişinden bütünüyle koparılmaya çalışıldı. Milletimiz bu tür badireleri atlatmasını bildi. Milletin içinden çıkan ve bedel ödemekten çekinmeyen güzel insanların gayretleri ile geçmişteki karanlık dönemler kapandı. Burada Bediüzzaman'ın, Süleyman Hilmi Tunahan'ın ve adını sayamadığımız pek çok tasavvuf erbabının yaptığı hizmetleri minnetle anmalıyız. Bu milletin yeniden dini değerlerine kavuşması için, dini ayakta tutmak için gayret eden herkesi minnetle yad ediyoruz.


 
Bizim Gözümüzü Açtığımız İlk Gençlik Hareketi MTTB Teşkilatıydı. 
1950’lerden sonra bilhassa toplumumuzda İslami bilincin oluşması için gayret eden bazı mütefekkirleri burada anmadan geçemeyeceğim. Cemil MERİÇ’in ortaya koyduğu umran anlayışı, Nurettin TOPÇUNUN oluşturduğu hareket okulu, Necip Fazıl KISAKÜREK’in büyük doğusu, Sezai KARAKOÇ’un diriliş nesli bu topraklarda İslam’ın gür sedasının yeniden yükselmesi için önemli katkılar sağlamıştır. Bizim gözümüzü açtığımız ilk gençlik hareketi MTTB teşkilatıydı. MTTB, ilkokuldan üniversiteye kadar bütün gençliği kuşatan bir öğrenci hareketi idi. Burada Burhanettin KAYHAN ağabeyi rahmetle anmak istiyorum. Burhanettin KAYHAN ağabeyin başkanlığından sonra MTTB İslami hassasiyete sahip bir anlayışa ve bilince kavuştu. MTTB sadece öğrencilere hitap ediyordu. Öğrencilerin dışında daha geniş kitlelere hitap edebilmek için o dönemde Akıncılar Derneği kuruldu. Akıncılar sadece öğrenci çalışması değil mahalle ve esnaf çalışmalarıyla toplumun tüm kesimlerine hitap eden, kısa sürede Türkiye çapında teşkilatlanan bir yapıya dönüştü.  



Zor Dönemler Bizleri Birbirimize Daha da Bağladı.
80 darbesinden sonra kapatılan Akıncılar derneğinden sonra bizi bu günlere taşıyan öncülerimiz ağır bedeller ödediler. Kimisi canlarından oldu, kimisi hapse düştü, kimisi ise yurt dışına çıkarak vatanını terk etmek zorunda kaldı. Ancak yaşanan bütün badirelere rağmen bizler cemaat olma idealini diri tuttuğumuz için büyük bir aile olabildik. Zor zamanlarda yaşananlar bizleri birbirimize sımsıkı bağlarla bağlıyor. 80 sonrası yaşanan durgunluktan sonra 80’li yılların sonları ve 90’lı yıllarda Müslüman Gençlik süreci yaşandı. Bu süreçte üniversitelerde aktif bir gençlik hareketi hayat buldu ve bu dönemde üniversitelerde nitelikli pek çok insan yetişti. Yetişen bu neslin pek çoğu bu gün bizim kurumlarımızda ve başka İslami camialarda hizmet veriyor. Ancak bu dönemde bazı arızalı durumlarda olmadı değil. Bunun için birlikte fotoğraf verdiğimiz, birlikte iş yaptığımız insanlar konusunda seçici olmamız gerekiyor. Her önümüze gelenle aile fotoğrafı çektirmememiz gerekiyor.


 
Bu Salon Ümmetin Bütün Coğrafyasına Açık Olmalıdır. 
Zaman hızla akıp gidiyor. Artık dünya kültürel ve sosyal olarak çok daha hızlı bir değişime uğruyor. Bilişim teknolojisinin getirdiği yenilikler hayatımızın her yönünü derinden etkiliyor. Bizleri az etkilese bile çocuklarımızı daha çok etkiliyor. Geçmişten günümüze baktığımızda Emeviler’den, Selçuklululara, Osmanlılardan günümüze kadar her bir kültür ve medeniyet havzası doğup, büyüyüp en nihayetinde bir çöküş süreci yaşıyor. Bu yüzden günümüzde yapacağımız çalışmaları planlarken yarınları düşünmemiz gerekiyor. Yarınlarda Müslümanlığı yaşayacak bir neslin inşası için neler yapılması gerekiyor bunu düşünmeliyiz. Teknoloji ve iletişimin çok hızlı bir şekilde yaygınlaştığı günümüzde artık sınırların çok fazla bir anlamı kalmadı. İslam âleminin dertleri ile dertlenip onlara da yeni ufuklar çizecek bir yaklaşıma sahip olmamız gerekiyor. Bu salon İslam ümmetinin bütün coğrafyasından misafirlere açık olmalıdır. Pakistan, Endonezya, Doğu Türkistan, Afganistan gibi ülkelerden gelen insanlarla toplantılar yapmalıyız.


 
Mehmet GÜNEY’in konuşmasının ardından salonda bulunan dinleyiciler Mehmet GÜNEY’e çeşitli sorular yönelttiler. Mehmet GÜNEY kendisine sorulan sorulara samimi cevaplar vererek salondakilerle hasbihal etti.


 
Anadolu buluşmasının ikinci gününde son olarak Şaban KILIÇ bedesten progjesi hakkında misafirlere bilgi verdi. Bedesten projesi için kurulan atölyeleri ayrıntılı bir şekilde anlattı. Bu atölyelerin daha verimli çalışması için neler yapılması gerektiğini anlattı. Şaban KILIÇ’ın bedesten atölyeleri hakkında yaptığı bilgilendirme konuşmasının ardından salonda açılan bedesten atölyeleri sergisi misafirler tarafından yoğun ilgi gördü.


 
Anadolu buluşmasının üçüncü gününde İnsan ve Medeniyet Hareketinin alt komisyonlarının her biri çalıştay düzenledi. Yapılan çalıştaylarda eğitim, gençlik, düşünce-kültür-sanat, girişmcilik, sosyal işler ve teşkilatlanma konularında bilgi ve tecrübe aktarımı yapıldı. Anadolu buluşması 16 Haziran Cumartesi günü akşam misafirlerin dilek ve temennilerinin dinlenmesi ile sona erdi.